top of page

Hadi, Anı Yaşayalım!

Herkese merhabalar. Günümüzde ortalıkta birçok motto dolaşıyor, farkında mısınız? Çoğu kişinin dilinde “Anı yaşa”, “Kendini sev”, “Aynaya bak gülümse” vs almış başını gidiyor.. Diğer hap bilgileri bilemem ama “anı yaşamak” kavramı ilgimi çekiyor. Gelin, hep beraber bir bakalım bu kavrama.



Anı yaşamak denilince aklınıza ne geliyor? Şeyma Subaşı’nın uçak kapattırması mı, hepimizi kıskandıran instagram tatil story’leri mi, yoksa başkalarının ne dediğini önemsemeden keyfine bakmak mı? Hepimizin aklına farklı şeyler geliyordur elbet. Ancak benim bahsettiğim anı yaşamak “carpe diem” olan anı yaşamak değil. Oyunbozanlık yaptığıma göre neyden bahsediyor olabilirim?


Nedir Bu Anı Yaşamak ?


E Bize Carpe Diem Dediler...

Bahsettiğim kavram; zihnimizin içinde bulunduğumuz anda kalması. Şimdi gözlerinizi bu yazıdan ayırmadan fark edin: Karşınızda hangi nesneler vardı? Renkleri, deseni neydi? Sokaktan hangi sesler duyuldu? Bulunduğunuz ortamda hangi kokular var? Kıyafetiniz teninizde nasıl bir his bırakıyor? Ben bu soruları sormadan önce bunları fark etmiş miydiniz?


Anı bilinçli olarak fark etmek, sadece şu anı yaşamak ve fark etmek anlamına gelmez. Aynı zamanda dikkatimizin niteliğini fark etmek ve tüm fark edilenlerin yargılamaksızın kabulünü içerir. Yani 2 boyut olduğunu söyleyebiliriz: İlk boyut; mevcut olanları fark etmek, ikinci boyut; fark ettiklerimizi karşılama biçimimizdir. Anı yaşamak her ne varsa, hoşumuza gitse de gitmese de, onu olduğu gibi yaşamaktır.


Şu anda olanları fark etmek, bizi her zaman mutlu etmez. Şimdiki anın içindeki iyi ve kötü, acı ve tatlı her ne varsa fark etmeye niyet etmek ve aslında “elini taşın altına koymak”tır. Sağlıklı olan anda kalmak bu şekilde gerçekleşir. İçi boş olan “an için yaşamak” yani “carpe diem” ise, hedonizm kavramı ile ilişkilidir. Kişi şu anda gerçekleşen olumsuz veya hoşuna gitmeyen bir duruma dikkatini vermek istemez. Böylelikle gerçeklikte tamamen kalamaz.



Her Zaman Mutlu Olmuyorsak Nasıl Daha Sağlıklı Oluyoruz?

Mazoşist Miyiz Biz Kardeşim ?!

Duyguların doğası gereği, her zaman mutlu olmamız mümkün değildir. Bütün duygular gelip geçicidir. Mutluluğun gelişi gibi gidişini de kabul edersek, daha rahat hissederiz. Olumlu duyguları kabul ettiğimiz gibi olumsuz duyguları da kabul edemezsek; yaşadığımız olumsuz duygunun yanı sıra huzursuzluk da hissederiz. Duyguyu sağlıklı bir biçimde deneyimleyip ardımızda bırakmak zorlaşır.


Bir diğer konu ise zihnimiz. Zihnimiz bazen “uçuşur”. Bu uçuşma durumuna otomatik pilot denir. Otomatik pilot anında kişi şu anda orada olmayan, geçmişte gerçekleşmiş veya gelecekte gerçekleşme ihtimali olan şeyleri düşünür. Otomatik pilotun işlevsel bir yanı vardır: Geçmişten ders alabilmemizi, anılarımızı unutmamamızı, geleceğimizi planlamamızı ve gelecek için motivasyona sahip olmamızı sağlar. Hayatta kalmamız için belli bir düzeyde gereklidir. Ancak sürekli geçmişte kalırsak; depresyon geliştirme riskimiz artarken, sürekli geleceği düşünmek kaygıya yol açabilir. Aynı zamanda şu anda gerçekleşen gerçekliği kaçırmamıza neden olur.


Peki sürekli anda kalmak mümkün müdür? Tabi ki değil. Zihnimiz zaman zaman uçuşur, geleceğe ya da geçmişe kayar. Böyle zamanlarda uçuşmayı fark edip, zihnimizi nazikçe “şu ana” çekebiliriz. Zihnimizi şu ana çekme uygulaması; geçmiş ve geleceğe gitme eğiliminde olan dikkatimizin farkına varıp onu her defasında nazik bir şekilde şimdiye geri getirmektir.


Bu yazım için yararlandığım kaynak: Atalay, Z. (2019). Bilinçli Farkındalık: Farkındalıkla Anda Kalabilme Sanatı. İnkılap Yayınevi: İstanbul.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page